skip to main content

Jean Lambert London's Green MEP

Brexit ve sağlik

DOTW edit

Brexit, hastalar ve kamu sağlığı için yıkıcı olabilir. Bu, büyük oranda uyumlaştırılmış AB yönetmeliklerinin çok büyük bir fayda sunmasından kaynaklanmaktadır: söz konusu yönetmelikler yüksek düzeyde güvenlik garantilemektedir.

Mevcut mevzuat rejiminde yapılacak değişikliklerin, gerek İngiltere gerek AB 27 ülkelerinde bulunan hastalar için ilaç ve tıbbi teknoloji temininde önemli bir etkiye sahip olabileceği için müzakerecilerin ihtiyatlı davranmaları kritik öneme sahiptir.

“Anlaşmazlık” durumunda ya da tatmin edici düzeyde bir anlaşma sağlanamaz ise, hastaların belirli ilaç ve teknolojilerden faydalanmaları konusunda gecikmeler yaşanması kuvvetle muhtemeldir.  Hatta bu ilaçların ve cihazların bir kısmı piyasada mevcut olmayabilir.

Brexit Health Alliance’e göre her yıl 37 milyon hasta paketi AB’den Birleşik Krallık’a sevk ediliyor. Bunların bir kısmı kaza ve acil durum travma paketleridir. Bu paketler, sipariş verildikten sonra birkaç saat içerisinde AB’den Birleşik Krallık’a gönderilmek üzere yola çıkıyor ve terörist saldırıları gibi beklenmedik ve büyük ölçekli acil durumlar için özellikle gereklidir.  Bu paketler içerisindeki ilaçların nispeten kısa bir raf ömrü olup önceden stoklanması mümkün değildir. Brexit gümrük kontrollerinin malzemelerin alınmasında en iyi ihtimalle 5 saatlik bir gecikmeye sebep olabileceği düşünülmektedir. Bu süre, ölüm kalım meselelerinde kritik öneme sahiptir.

Birleşik Krallık’ın ilaç ruhsatlandırmayla ilgili sorunlarla karşılaşma ihtimali de yüksektir. Birleşik Krallık pazarında, 1995 yılından bu yana yürürlükte olan merkezi AB prosedürü ile pazarlama ruhsatı alan 978 ilaç bulunmaktadır. Karşılıklı tanıma sistemi üzerinde anlaşamazsak, bu ilaçların her birinin ruhsatlarının gözden geçirilmesi gerekecektir ki, bu da maliyetli ve zaman alan bir süreçtir.

Hükümet, görünürde gerçek bir etki değerlendirmesi yapmadan, Avrupa nükleer güvenlik antlaşmasından (EURATOM) ayrılma kararı vermiştir. Bu anlaşmadan ayrılmak, Birleşik Krallık’ta her yıl yaklaşık bir milyon kanser hastasının ihtiyaç duyduğu tıbbi izotopların kesintisiz, sınır ötesi tedariği için gerçek bir tehdit oluşturmaktadır.

Meslektaşım, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Keith Taylor ile birlikte bakanların EURATOM’dan ayrılma kararını yeniden değerlendirmeleri veya en azından Brexit sonrasında EURATOM ile mümkün olduğunca yakın bir ilişki kurulması konusunda hükümete bir mektup gönderdik. ​ Mektubun tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Birleşik Krallık ayrıca, diğer AB ortaklarıyla birçok sağlık araştırması projesinde yer almaktadır. Nadir hastalıklar üzerine araştırma ve en iyi uygulamaları geliştiren ve bunları bir araya getiren 24 Avrupa Referans Ağı’nın (European Reference Networks – ERN’ler) altısı İngiltere sağlık yetkilileri tarafından yönetilmektedir. Söz konusu hastalıklar epilepsi ve karaciğer hastalıkları gibi durumları kapsamaktadır. Birleşik Krallık’ın gelecekte bunlarda ne gibi bir rol oynayacağı net değildir.

Bu durumun sağlık çalışanları üzerinde de etkileri olacaktır. Son rakamlar, NHS’de çalışan her 1.000 kişiden 56’sının AB 27’den geldiğini ve daha çok Londra’da yoğunlaşıldığını göstermektedir. NHS’den ayrılan AB 27 hemşirelerinin sayısında bir artış ve bu ülkelerden personel işe alımında yavaşlama görmekteyiz. Ayrıca, AB’nin geri kalanından yaklaşık 90.000 kişi Birleşik Krallık’ta sosyal hizmetlerde çalışıyor ve bu kişilerden kaçının burada kalacağı net değildir.

Ben ve diğer Yeşiller üyeleri, hükümetin müzakerelerde “ilk önce hastalar” yaklaşımını benimsemesi üzerine talepte bulunmaya devam edeceğiz. Brexit’in hastalar üzerinde olumsuz bir etki yaratmayacağı ve hastaların hayatlarını riske atmayacağına dair somut deliller talep etmekteyiz.